|
|
Not: Bir yanıt gönderebilmek için kayıtlı olmalısınız. Kayıt olmak için, burayı tıklayın!
|
| K O N U ı N C E L E M E |
| yağmur |
İletim - 05/08/2005 : 11:23:30 merhaba arkadşlar,ben genetik alanında yüksek lisans yapmaktayım bu konu ile ilgilenen arkadaşlar varsa konuşup tartışabiliriz |
| 5 S O N Y A N I T L A R (En Son İleti ılk Sırada) |
| HASSOOO |
İletim - 15/08/2005 : 12:39:18 o konuda haklısın, maksadımı aşmışım |
| WarriorofThrall |
İletim - 15/08/2005 : 02:56:50 Haklısın benim demek istediğim bu ülkeyi unutmasınlar yine bu ülkeye hizmet etsinler yani isterse bir daha geri gelmez lafına karşıydım ben |
| HASSOOO |
İletim - 13/08/2005 : 12:38:41 elbette haklısın, ben seni kastetmedim zaten, genel konuştum :)
YÖK siyasi otoriteye baskı yapmamakta, YÖK siyasi otoriteyi dinlememektedir. YÖK kimi temsil ediyor ki? Halk arasında anket yapsan %5'i bulmaz YÖK'e destek. Kanımca YÖK'ün tek yaptığı mevkiini korumaya çalışmaktan ibarettir ve üniversite gençliğinin çoğunluğu gibi ben de YÖK'ü Türk eğitim sisteminin önündeki engellerden biri olarak görmekteyim. Bir çok değerli profesörün YÖK'e etki yapması söz konusu olmamaktadır. YÖK de kemikleşmi bürokratik yapının, seçilmişlere kafa tutan atanmışların bir örneğini teşkil eder.
Hukuk Fakültemizde Doçent olarak görev yapan Osman hocamın bir anısı vardır. Kanunlar, üniversite öğretim üyeleri, hakim ve savcılar ve avukatların katılımıyla hazırlanır. yine bir kanun hazırlanırken öğretim görevlilerinin hazırladığı metne hakimler itiraz eder ve biri "Hocam, bu metin kanunlaşsa dahi biz bunu UYGULAMAYIZ" der.
Yani Meclis kanun çıkarsa dahi hakimler adına konuşan kişi bunun UYGULANMAYACAĞINI belirtmiştir :S
Bilim adamının eli kolu bağlıdır. ABD'de HÜKÜMET ve DEVLET ORGANLARI ve ÖZEL KURUM VE KURULUŞLAR ile ÜNİVERSİTELER her türlü desteği vermektedir araştırma ve geliştirme çalışmalarına. Bu kuruluşların çok azında kimyagerler, fizik mühendisleri, biyologlar yönetici kategorisindeler. Dolayısıyla tıkanıklık şirket sahiplerinde, memurda, bürokraside..... ve bunu çözecek olan, çözmesi gereken de kendileri; Sinanoğlular, Çelikler, Yükseller değil. |
| WarriorofThrall |
İletim - 13/08/2005 : 02:17:13 Hassoo ilk paragraf hariç bütün dediklerinin altına imzamı attarım. İlk paragrafta dediğine neden katılmıyorum grev e gerek yok mesela bu gün yök siyasi otoriteye baskı yapabiliyor Prof lar aydın adı altında başbakanla görüşme yapabiliyor. Yani tamamen aciz değilsin.
Diğer yazdıklarında ise sana katılıyorum ülke hergün kahvehanelerde kurtarılıyor. Ama beni onlardan biri zannetme. İşte dediğim bu vatan savgisi bu gelecek planlarında toplumu düşünmek.Hangi meslekten olursa olsun. Aynı şey bilim adamları içinde geçerli.
Ve çok ilgimi çekti yazın çünkü ne yazdığımı bilmesem kendimi çalışmaya gerek yok biz Türk'üz yattığımız yerden kendimizi kurtarırız biz herkesi döveriz dediğimi zannedicem. Ama bu konuda sonuna kadar arkandayım çalışmadan hiç bir şey olmaz. Ve Atatürk ne demiş 'Türk milleti çalışkandır.' yani ne olduğumuzu hatırlamalıyız ve sırt sırta verip çalışmalıyız etten duvar olmaya gerek yok
Yani sonunda aynı yere geldik hangi meslekten olursan ol çalış ülken için çalış. Benim en sevdiğim insan ülkesine en iyi hizmet eden insandır der eski bir söz. |
| HASSOOO |
İletim - 12/08/2005 : 22:07:10 Eğer üniversitede araştırma yapmaya kalkışan biri olsaydın beni daha iyi anlardın kanaatimce. Değiştirebileceğin pek bir şey yok. Nasıl değiştireceksin, ne yapacaksın? Grev mi? Anında atarlar üniversiteden, daha da ileri gidersen kolundan tutar içeri atarlar. Başka yerden para bulmak mı? Ülkemde mümkün mü bu sence? Bilimsel kaynaklara ulaşmak mı? Kaynaklar Oxford'un MIT'nin kütüphanelerinde, burada değil. Labarotuar mı? Ülkemin en iyi üniversitelerinden biri olan Bilkent dahi bir çok alanda MIT'nin "emekliye ayırdığı ve bağışladığı" eski labaratuarlarını kullanıyor, diğer üniversitelerimizin halini var sen düşün.
Vatan sevgisi elbette her bilim adamında var olmalıdır.
Hmm, sırt sırta vermek... Bu tip lafları söyleyen çok ülkemde ama icraat yok; her gün her kahvehanede elli kere kurtarılı Türkiye tüm sıkıntılarından, ertesi gün tekrar kurtarmak üzere dağılır kahvehane halkı.
Sırtsırta vermekle bir şey olmaz, etten duvar olur ancak.
Öncelikle: 1- Okumalıyız 2- Kendi cebimizin vatan ve milletten sonra geldiğini kavramalıyız 3- "Türk Ay'a gitse ne yapardı" türü fıkralarla kendimiz aşağılayacak derecede Türklüğümüzden utanmamalıyız 4- Dindarlığın "Gericilik" olmadığını öğrenmeliyiz. Sol görüşe sahip olmanın da "komünistlik" demek olmadığını. 5- Bir gün oturup düşünmeli ve Avrupa ile aramızdaki farkın bir ara iyice kapanmasına rağmen neden bugün hala Osmanlı ile Batı arasındaki fark kadar olduğu üzerinde kafa yormalıyız. 6- Önümüze bir kağıt alıp hayallerimizi yazmalıyız; ilk sıralarda "zengin olmak" " rahat bir yaşam sürmek" "geniş bir ev sahibi olmak" "yurt dışında yaşamak" "güzel/yakışıklı biriyle evlenip yuva kurmak" "falan mesleğe sahip olmak" "fenerin üst üste 5 yıl şampiyon olması" "galatasarayda futbol oynamak" doldurduğu sürece pek bir şey değişmemiş demektir. elbette bunlar da hayal ama gelecek deyince öncelikle aklımıza bireysel değil, toplumu ilgilendiren olaylar gelmeli. * bu koca yazıyı okuyup da bula bula üst satırlardaki "fener" cümlesine takılıyorsak ıııh yine olmamış demektir.
En önemlisi bir zamanlar tüm buluşlar "doğu"dan gelirken o dönemin "İslam Kültür ve Medeniyeti" başlığı altında tarih kitaplarında yer aldığını hatırlayıp ne demek olduğu üzerinde kafa yormalıyız.
Haydi Türkiyem şahlan da görelim demek kolay, nasıl şaha kalkacağına dair çözümler bulmak zordur.
Atatürk "damarlarındaki asil kanda mevcuttur" dediği gibi "Türk, övün, ÇALIŞ, güven" "Türk Milleti ÇALIŞKANDIR..." da demiştir hepimizin bildiği sözlerinde. Aynı zamanda Kurtuluş Savaşımız "Türk şöyle yücedir, böyle yapar, öyle adam döver, böyle güçlüdür, ona buna ihtiyacımız yok" demekle kazanılmamış, Mustafa Kemal ve devrin paşasından erine, köylüsüne kadar halkının yıllarca aralıksız çalışma ve gayretleriyle zafere ulaşmamızı sağlamıştır. |
|
|
|