| Yazar |
Konu  |
|
kuva-i milliye
Üyeliği Kilitli
Turkey
İleti 0 |
İletim - 11/06/2006 : 16:31:00
|
alıntı: Mérula Alba tarafından yazılan:
Şşşş! Hitaplarınıza dikkat. Öğretmenler de var burda.
pardon hocam!ama çok komik yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa    |
 |
|
|
fatih52
Seçkin Üye
    
Turkey
İleti 1515 |
İletim - 11/06/2006 : 16:43:23
|
| Ehee aklıma geldikçe gülerim bi o kadar da hayıflanırım; şimdi bizim sınıfın pencereleri karşıdaki binalara bakar:) sabah girdik sınıfa karşı binanın penceresinde bi tane kız biz bu kıza laf attık (evet bu hayvanlığı yaptık malesef) bir ders geçti bu hanım okula gelmezmi aha eğlence şimdi başlıyor bizi tespit ettiler kızın yanına gittik bide kızın yanında müdür var :) işin enteresan tarafı kız kız değilmiş 40 yaşında kadınmış müdürden bi de tokat yedik daha bitmedi velilerimizi çağırdılar neyse kadından özür diledik kadın gitti,ama daha bitmedi karnemde düzeltiğim kırıklar ortaya çıktı,akşamda onun sıkıntısını evde yaşadım bitmedi ertesi sabah isim verilmese de olay müdür tarafından bütün okula anlatıldı.Yani kabus gibi bir gün geçirdim.Ama napıcaksınız işte malum o dönemde beyin başka yerlerde dolaşıyor.Neyse ki aştık artık bunları... |
 |
|
|
ShiLMyrO
Seçkin Üye
    

Turkey
İleti 1666 |
İletim - 11/06/2006 : 16:46:20
|
| Yerinde olmak istemezdim vallahi yanmışın sen yaaaa.Kardeş tüm aksilikler başına gelmiş vallahi yaa. |
Özgürlük! Eşitlik! Adalet! |
 |
|
|
kabil
Seçkin Üye
    

Turkey
İleti 1021 |
İletim - 12/06/2006 : 10:27:03
|
| geçen yıl üç arkadaş okuldan kaçıp sinemaya gitmeye karar verdik.rast gele bir filme girdik(koca salonda sadece üç kişiyiz).film'in adı ekip 49 du.film itfayecileri anlatıyodu.baya da açıklı bir filmdi.gittiğimiz arkadaşlardan birininde babası itfayeciydi.arkadaş o kadar duygulandı ki sahneler karşısında ağlamaya başladı(ee babası itfayeci adamın :))onu gören diğer arkadaş ve bende alamaya başladık.filmin tam ortasında salona iki liseli kız girmezmi.bizim ağladığımızı gören kızların bize bir bakışları vardı ki asla unutamam.rezil olduk yaaaaa :((( |
Gelgit gibidir bir erkeğin ilişkileri... selde sürüklenir, kaderine doğru...
İhmal edilmiştir hayatlarının seferi, mahkumdur karaya oturmaya, sefalete. Öylesine büyük bir okyanusta yüzüyoruz işte... Ve arkamıza almalıyız akıntıyı, hâlâ bizden yanayken... Yoksa kaybederiz şansımızı, her şeyden önemlisi.
william shakespeare |
 |
|
|
HASS000
Seçkin Üye
    
İleti 306 |
İletim - 12/06/2006 : 10:31:20
|
Orta 3'ün sonunda okulun sınıf sistemi değişmişti. Önceden matematik 1, mat2, mat3, fizik1, fizik2, Türkçe1 gibi her hocanın ayrı bir dersliği vardı, biz dolaşırdık sınıf sınıf (Üniversitedeki gibi) Fakat ertesi sene vazgeçtiler, klasik sisteme döndüler (9A, 9B, 10D gibi..) Velhasıl bu arada anahtarları da yenilemişler, daha doğrusu kilitlerin büyük çoğunluğu aynı, fakat görevlilere yeni kopyalar vermişler, eskileri de Murat abi (görevli) dolabına kaldırmış. Tabii eski sistem okuduğumuzdan ortaokul-lise aynıydı (8 yıl yoktu) Bir de eskiden Erkek Lisesi'ydi, hem de yatılı olunca biz altını üstüne getiriyorduk okulun. Sonradan biz orta sona geçtiğimiz yıl karma eğitime geçti gerçi, okula kız geldi :P :P.
Neyse, işte bu dolabı "keşfettik" biz :D Buradan maalesef Murat abi'nin eski anahtarlarını yürüttük. Anahtarların üstünde fizik1, biyoloji2 vs yazıyor, tabii biz okulun eski öğrencileri olduğumuzdan hepsinin yerini biliyoruz (Bizim o zamanki sınıf mesela İngilizce 4'tü eskiden) Bir çoğunu bulduk böyle. Bir de farklı yollardan elde ettiğimiz anahtarları da ekleyince Kütüphane, laboratuarlar, yurt kapısı, sınıflar, öğretmen odaları vesaire büyük bir bölüme erişimimizi sağlamıştık :D Hatta bu dönemde en son Kantin'in kilerine de girerek "Okulun tüm bölümlerine giren öğrenci" sıfatını kazanma şerefine ulaştım (5 yıllık gayretlerimin bir sonucuydu :D 3 yıl daha okudum orada, sonra mezun olduk XD)
İşte böyle bir günde, İngilizce zümre odasında İsmet ve Nurcan hocalar vardı (İkisi de erkek, isimleri garip tabii) Neyse, ben soru sorma bahanesiyle içeri girdim, baktım bu iki hocamız var, sonra kapıyı çekip dışarı çıktım, üç beş dakika volta attım koridorda, yeterince zaman geçtiğine inanınca zümre odasını kilitleyiverdim... Adamlar derse gidecek, yaptığımıza bak, öğrencilik işte :S Bir kaç ders sonra İsmet hoca yanına çağırdı beni, şerefsiz :P hazırlıklar ispiyonlamışlar beni hemen.. Velhasıl hocam bir şey demedi, güldü (aramız iyiydi) Ama Nurcan hocaya ayıp oldu dedi...
Bir diğeri ise utanç duyduğum bir olaydır.. Bizim müzik hocamız vardı (Seyfettin Hoca, Seyfooo seni seçtim! O zamanlar pokemon meşhurdu) Neyse efenim, Seyfettin hocamız her yönüyle harika bir müzik öğretmeniydi, yetenekliydi, sanırım konservatuar mezunuydu. Keman, saz, klavye, gitar... bir sürü çalgı kullanabiliyordu. Hocamızın bir de org'u vardı, orglarda ritim kartları vardır. Hocamızın bir de Türk ritmi kartı vardı, bize sınıfta anlatmıştı Türk ritmi farklıdır, bu kart o yüzden çok değerli, pek bulunmaz, özel diye.
Ama gelgelelim bir gün hoca beni sınıftan attı :S Hayatım boyunca 1-2 kez atılmışımdır, çok ağırıma gitti açıkçası. Biraz da hoca haksızdı :( Neyse, ben de bir kaç arkadaşla hocanın kartı "götürdük" Kötü bir durum tabii, hiç hoş değil... Kartı alıp kütüphaneye sakladık (anahtar bizde tabii) 3-4 ay durdu orada, hocamız da kullanamadı tabii. Sonrasında pişman olduk, kartı geri verelim dedik, bir de malum hak hukuk meselesi.. Kitaplıkların arkasına atmıştık, tüm kitapları boşalttık arkadaşla, kitaplıkları çekip kartı aldık, öğretmenler odasına koyduk... Fakat sonradan oradan da yürütmüş başkaları, çünkü hocamız bir dahaki derse de kart olmadan gelince "hocam kartı öğretmenler odasında gördük" dedik ama hocamız "yoktu ben görmedim" dedi.. Başkası almış bu sefer de :( Kötü bir anı tabii..
Bir keresinde de yatılı okul klasikleri olarak yemekhane baskınındayız yine XD Öğle yemeği, biz arkadaşla "kaynak" yaptık her zamanki gibi... Kaynak malum, sınıflar yemekhaneye sıra sıra girerler, çok beklersiniz o zaman. Biz mutfak, pencere, sahne girişi vesaire ne varsa kullanıp önce giriyorduk... Yine kaynadık ama bu sefer yakalandık, hoca bizi dışarı attı onca hazırlığın önünde.. Ağırımıza gitti tabii :P Bir de mutfaktan girmiştik o gün, böyle kızarmış kadayıflar var... Öğrencilere verdikleri ise bembeyaz, güzel değil anlayacağınız.. Biz o mutfaktaki bir tepsi kadayıfı yürüttük... Üzerini kapatıp bin bir güçlükle yatakhaneye çıkardık (o zaman anahtarı değiştirmişlerdi, lojmandan indirmiştik vesaire uzun hikaye) Yemediğimiz kadar kadayıf yedik o gün, biz lise 2'ydik, lise 3'leri çağırdık onlar da yediler.. (lise 3ler üstaddı, onlardan ders alıyorduk hep, yemekhane basma rekoru onlarındır :D Biz anca 2. geliriz ) Velhasıl arttı kadayıflar, valiz odasına sakladık, görevli teyzeler arayıp bulmuşlar oradan... Eh arkadaşı da lojmanda elinde tepsi ile görenler olmuş, yakayı ele verdik :D Ceza almadan yırttık ama hocalara halen baklava sözümüz var, mezun olduk daha alacağız :S Almak lazım bir ara yahu :S O gün öğretmenler kadayıf yiyememişler, onlarınkini biz yemişiz...
Ahaaa... ilkokul 5'ten beri okuduğum (taa lise sonda mezun olana kadar) okul yahu, hem ilk 4 yılımda erkek lisesiydi, hem de yatılı olunca (gerçi ben 2 yıl yatılı kaldım ama ara ara kalırdım yine) anı çok.. gırla... hangi birini anlatayım, bu kadarı yeter sanırım şimdilik ^^
-HASSOOO |
 |
|
Konu  |
|
|
|